Farelerin Hakkı mı, Yaban Hayatının Hakkı mı?

Değerli avcı dostlar, son zamanlarda çiftçi kuruluşlarınca doğaya atılması düşünülen fare zehirleri meselesi polemik zoruyla da olsa, yerel basında yer almaya başladı.

Daha önce, Ziraat Odası Başkanlıklarınca yapılan açıklamalarda, “son zamanlarda artış gösteren tarla fareleri ile mücadele kapsamında, iller genelinde eş zamanlı olarak belirlenecek noktalara zehirli tohumların” konulacağı ifade edilmekteydi.

Bunun mevcut ve yürürlükte olan kanunlarla aykırılık içerisinde olduğu baştan belliydi.

Sonuçta ne mi oldu? Tabi ki yanlış hesap Bağdat’tan döndü. Aydın Vali Yardımcısı Yüksel Topal’ın imzasıyla Ziraat Odalarına, Tarım İl Müdürlüğü’ne gönderilen ‘Farelerle Mücadele’ başlıklı yazıda “5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve bu kanuna göre hazırlanan Hayvanların Korunmasına Uygulama yönetmeliği ile 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu yürürlükte bulunmaktadır. Kanunun 4. Maddesinde ‘Av ve yaban hayvanlarının beslenmesine, barınmasına, üremesine ve korunmasına olanak sağlayan doğal yaşam alanları zehirlenemez’ hükmüne göre aynı kanunun 21 maddesinde ‘Av ve yaban hayvanlarının beslendikleri ve barındıkları ortamı zehirleyenler, İki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır’ hükmü bulunmaktadır. Konuya gereken hassasiyetin gösterilmesi ve bu konuda yapılacak çalışmaların İl Çevre ve Orman Müdürlüğümüz bilgisi dahilinde yapılması, aksi takdirde ilgililer yasal işlem uygulanacağının bilinmesi ifadelerine yer verildi.

Bu yazı ellerinde bulunan Ziraat Odası yetkilileri de ellerinde zehirler kalakaldılar tabi. Sonra gelsin veryansınlar. Bakın neler dediler:

“Aydın’da tarım arazilerine zarar veren farelerle mücadele kararı alan Ziraat Odaları, hayvan severlerle bürokrasi engeline takıldı. Mücadele çalışmaları ile ilgili kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla basın açıklaması yapan Aydın Ziraat Odası’nın bu yöndeki çalışma planı haber olunca, hayvan severlerin tepkisi üzerine Aydın Valiliği’nden resmi yazı ile birlikte tarla fareleri mücadele çalışmaları yasaklandı.

Gelen bu yazı üzerine Ziraat Odaları tarla fareleri ile mücadele çalışmalarını askıya almak zorunda kaldı. Hem Aydın Valiliği hem de Hayvan Haklarını Koruma Kurulu tarafından gelen yazılar üzerine ne yapacaklarını şaşırdıklarını belirten Aydın Ziraat Odası Başkanı Rıza Posacı “Çiftçiler olarak bizler hem doğaya hem de hayvanlara saygılıyız. Ancak insanlara daha çok değer veriyoruz. Eğer çiftçi üretim yapmaz ise insanlar aç kalır, açlık da dünyadaki en zor şeylerden biridir. Daha önceki yıllarda fare ile mücadele ve mücadelenin yasal ve insani boyutlarını biliyoruz. Fakat farelerin çiftçilerden ve insanlardan daha çok sevildiğini bilmiyoruz.” Diyerek çıkan haber üzerine kendilerine gönderilen mücadeleyi zorlaştırıcı yazılara anlam vermediğini belirtti.” AA

Gördüğünüz gibi, doğaya zehir atılmasının önlenmesi işi, birden “fare haklarına” dönüştü. Çarpıtmaya bakınız. Allah’tan DKMP yetkilileri öyle her çıkışa pabuç bırakacak gibi değiller.

Bir yanlış anlama olmaması için tekrar belirtmek lazım:

Yasaya aykırı olan tarla fareleri ile mücadele midir? Yani farelerin öldürülmesi midir? Ortada farelerin hakkı çiftçilerin hakkına karşı gibi bir durum mu var?

Hayır, kesinlikle bu bir çarpıtmadan ibarettir. Haksızın baskın çıkma tekniğidir. Yasaya aykırı olan doğaya ve gıda üretilen tarlalarımıza ZEHİR atılmasıdır. Yapılmaması gereken budur.

4915 Sayılı Kara Avcılığı Kanunu’nun 4. Maddesi “Av ve yaban hayvanlarının beslenmesine, barınmasına, üremesine ve korunmasına imkân veren doğal yaşama ortamları zehirlenemez” hükmünü amirdir. Doğal alanlara zehirli madde bırakılması kanun ile yasaklanmış bulunmaktadır.

Tüm dünya bu konuda hassas iken biz hala eski yanlış uygulamarımızı devam ettiremeyiz. Tarlalara ve doğaya atılan bu zehirler, yer altı sularına karışmakta, toprakta kalmakta ve bize su ve besin maddeleri içinde geri dönmektedir. Mesela iddia edildiği farenin hakkı değil, çoluk çocuğumuzun sağlıklı bir ortamda büyüme hakkıdır. Yaban hayatının habitat hakkıdır.

Bu zehir atma işi geçen senelerde de yapılmaktaydı. O zamanlar biz engel olamamıştık. Hem de devletin Tarım İl Müdürlüğüyle ortaklaşa yapılıyordu bu iş. Yüzlerce ton zehir doğaya atılmaktaydı. Eğer faydası olsaydı her sene atılır mıydı?

Bu tür zararlı mücadelesinin yerini alabilecek olan mücadele yöntemleri her zaman bulunabilmektedir. Yeter ki ziraat odalarımız işi bilenlere yani Ziraat Fakültemize, İl Çevre ve Orman Müdürlüklerine sorup ona göre mücadele yapsınlar.

Kanun ile yasaklanmış bir fiilin engellenmesindeki amacın “hayvan severlerin fare sevgisi” gibi gösterilmesinin uygun olmayacağı bellidir. Bu türden çarpıtmalar, devletimizin yetkililerinin olumlu uygulamalarını ve uyarılarını, kendi zararımıza da olsa yok sayabileceğimiz sonucunu doğurmamalıdır. Artık insan ve çevre sağlığı konusundaki uygulamalarda daha düşünceli olmalıyız.

Avcılar olarak, doğaya zehir atılmasını istemiyoruz. Bu zahirin yıllarca doğada kalacağını, yaban hayatını olumsuz etkileyeceğini biliyoruz. Gelin, hep beraber, başta sivil toplum liderleri, çiftçi kuruluşları olmak üzere, toprağımıza sahip çıkalım. Dağımıza, tarlamıza, sulak alanlarımıza zehir dökmeyelim, döktürmeyelim.

Bu konudaki duyarlı tavrı ve çalışmalarından dolayı başta Aydın Valiliğimize, Çevre ve Orman Bakanlığı DKMP Genel Müdürlüğüne ve İl Çevre ve Orman Müdürlüğü, DKMP Şubesine şükranlarımı Sunarım.

Mehmet EKİZOĞLU

ANKARA

mekizoglu@yahoo.com

AV TUTKUSU DERGİSİNİN 124 SAYILI MAYIS 2008 TARİHLİ SAYISINDAKİ 16 SAYFASINDAKİ AV SOHBETLERİ MAKALESİDİR. MEHMET BEYE BÖYLE BİR MAKALEYİ ELE ALIP BİZİ BİLGİLENDİRDİĞİ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM. KARARA OLDUKÇA FAZLA SEVİNDİM. BU DOĞA BİZİM HEP BERABER EL ELE KORUYALIM. DOĞA İNSANA DEĞİL İNSAN DOĞAYA MUHTAÇDIR.

Bir yorum bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.